4 Eylül 2010 Cumartesi

Ne oldum? Wampir Bridget mi? Anaaaaamm :( Korkarım ya ben wampirden :(


Tam bir haftadır wampir modunda salınan ben, uykusuzluğun getirdiği saçmalamanın bu postu yazmama engel olmamasını umud ederek başlıyorum neler olduğunu anlatmaya :D
Geçtiğimiz salı günü, çok sevgili arkadaşım Zişan ve ben, Zişan'ın eşinin iş toplantısı için şehir dışına çıkmasını da fırsat bilerek, mikemmel bir gün geçirdik. Önce büyük AVM'leri tavaf edip, ardından tam bir pijama partisi yaptık.
Önce ofiste türk kahvesi ve kahve falı molası (ve tabiiki dedikodu); Aydancığım, Zişo ve ben umutsuz ev kadınlarını aratmayacak bir arkaplanda sohbetin dibine vurduk. Asli planımız, iş çıkışı kuaföre gidip saçlarımızı kestirmek olsa da, Sacha denen saç dünyasının Olympos'undan randevuyu koparamamızdan mütevellit, yerini "o zaman alışveriş yapalım" planına bıraktı. Tabi ilk önce midemizden gelen sesleri susturmamız gerekiyordu. Ve...
Soluğu Carrefour'da alıdık. Kanımca Bendensin Bursa'nın en iyi pideli köftesini yapıyor. Zira hiç bu kadar aşık olmamıştım önüme gelen tabağa. Tabii bunda oruç tutmamasına rağmen, oruçlu olduğunu zanneden zavallı midemin de rolü büyüktür. Velhasıl kocaman tabakları üç bilemediniz beş dakika içinde silip süpürüp, soluğu Starbucks'ta aldık. Şahsen favorim Kahve Dünyası'dır ama maalesef Carrefour'da yok. Daha sonra Aydiciğimin "Claire's de istediğin oje rengi (Nil yeşili) var" nidaları eşliğinde darmaduman ettiğim tükkandan ellerim bomboş çıktım. Yine... Eh bari şu Golden Rose 32'yi bulalım dedik, ki kendileri merkez depolarında bile bulunamayan nadide renktir. Şansa bakın ki, aylardır aradığımız rengi tek ve birtek ve defolu olarak bulup aldım gözyaşları içerisinde :D Siparişini de verdik. Telefonumuzu bıraktık. Nerede ne kadar bulurlarsa hepsini alacağız :D Sonra Zişan'a süper ötesi chic bi gözlük aldık. Ben beğendim. Görür görmez aşık oldum gözlüğe. Ama o Zişan'ın yavuklusu oldu. :D
Bu resimde kötü çıkmış biraz ama sapındaki kırmızı beyazlar tam pötikare :D
Carrefour'un tavaf işleminden sonra (Baba-oğul-kutsal ruhun babasına) Korupark'a yol aldık. Dar zamanlarda mağaza dolaşmaktan nefret eden benim gibi biri için son 1,5 saat kalmasını bilmek çok kötü bir durum. Moda blogları ve facebooktan takip ettiğim bloggerlar sayesinde, tüm mağazaların sonbahara hazır olduklarını biliyordum zaten. Gardropta mutlaka olması gereken, eksik parçalar bir bir oluşmaya başladı kafamda. Ancak Nine West e Zara'ya yetecek zamanımız kaldı. Küçük bi kahve molasından sonra tam çıkarken gözüme ilişen Clarie's de nihayet kendime has güzel birkaç oje buldum (Son zamanlardaki bu oje takıntım Ediciğimin marifeti galiba :D) Ve çok güzel birkaç şapka denemeye başlamışken gelen kapanış anonsuyla irkilip doğruca yola koyulduk. Kafkas'tan dondurmalarımızı alıp, evin yolunu tuttuk. Ve...
Televizyonun karşısına geçip sivilcelenme olasılığımızı bile bile kocaman bir kase çekirdek eşliğinde Project Runway'in eski bölümlerini izledik gözümüzü kırpmadan. Saat geceyarısı olduğunda, üstümüzde pijamalarımız, ellerimizde dondurma kaselerimiz, bir pijama partisi klasiği olan Bridget Jones'un Günlüğü ikilemesini her zamanki gibi kahkahalar ve aklımda "aman tanrım ben Bridget oldum" nidaları eşliğinde izledik. Her seferinde biraz daha kendime benzettiğim kız kurusu ve çatlak Bridget :(
Birinci filmin sonunda saat neredeyse 3 olmak üzereydi. Zişo ve ben gözlerimizde en ufak bir uyku zerresi olmaksızın birbirimize bakakaldık. "Aman saat 5 de biter 3-4 saat uyku da bize yeter" şeklinde birbirimize verdiğimiz gazlar neticesinde, ikinci filmi de izlemeye başladık. Tabi sonuç hüsran. Bridget Tayland'a varamadan  ikimiz de uyuyakaldık tv karşısında :D
Sabah gözüme giren günışığı sayesinde uyanıp, "allah seni nasıl biliosa öle yapsın Bridget" nidalarıyla, söylene söylene giyinip yeniden yola çıktık. Zişancığımla mıymıy bir kahvaltıdan ve bolca kafeinden sonra işe geldim. Zişan da kuaförün yolunu tuttu...
O gün bu gündür saat 4 ten önce uyuyamıyorum. Zavallı vücudum o kadar direniyor ki sürekli ateşler içerisindeyim. :( Bu akşam evimde rahat ve deliksiz bir uyku çekebilmek tek tesellim olacak. Ve yarın bütün gün plajda yayılmış olacağım fikri de bonus.
Konuyu toparlayıp bir özet geçersek;
-Ne erkek arkadaşlar, ne kocişler, hiçkimse ama hiçkimse kızkıza eğlence kaçamaklarının yerini tutmuyor.
-Wampir denen yaratıklar gerçekten var. Sürekli insanları ısırma eğilimi içindeyim.
-Project Runway'den öyle bir gaza geldim ki en kısa zamanda bişiler çizip dikeceğim.
Bu arada yepsyeni bir günlüğüm oldu. :) Yeniden günlük yazmaya başladım. Çok zevkliymiş. Unutmuşum tadını :D

Bol uykulu, pembe rüyalı, çitsiz-koyunsuz, fosur fosur geceler, saygılar ve sevgiler. xoxo ;)

5 yorum:

  1. Merhaba, blogun çok hoşuma gitti,izliyeceğim.Sevgilerrrr....

    YanıtlaSil
  2. Canımsın sen ne içten ne cici bir insansın ya, konu dışında yazdım vaktim yok ama bil ki yerin özel seni öpüyorum bebeğim

    YanıtlaSil
  3. :D annemineli; çok teşekkürler uzun zamandır yazamıyordum. Elimi alıştırmaya çalışıyorum yeniden :D
    Ediciğim yawlum aynılarını ben senin için düşünüorum :D kocamanından hemi de :D Muck

    YanıtlaSil
  4. Kuzu her yorumuna tek tek döndüm ama sorman hata al senindir bebek mucxx http://stildirektoru.blogspot.com/2009/07/norolojik-test.html

    YanıtlaSil

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Related Posts with Thumbnails